Çevresel Sosyal Etki Değerlendirme Süreci

Bankalar, kredilendirme faaliyetleri ile desteklediği projelerde, önemli derecede çevresel veya sosyal etkilere neden olabilecek risklerle (Örneğin; petrol sızıntısı vb.) karşı karşıyadır. Bu riskleri zamanında ve uygun şekilde değerlendirip önlem alamamak, Banka itibarının zarar görmesine ve sonuç olarak yatırımcı desteği ve müşteri bağlılığının kaybedilmesine yol açabilir.

Garanti BBVA, bu gibi risklerin proaktif yönetimini, yalnızca risk yönetimi açısından başarıya ulaşmak için kritik öneme sahip bir konu olarak değil, aynı zamanda paydaşlarına karşı en asli görevlerinden biri olarak görmektedir. Bu konuda Banka, tüm operasyonlarının odağına yerleştirilmiş olan etkili yaklaşımı sayesinde doğal kaynak tüketimini takip etmekte, azaltmak için adımlar atmakta ve tedarikçilerle işbirliği yapmaktadır. Buna ek olarak, Garanti BBVA, çalışmalarını geniş bir ölçeğe yaymak amacıyla kredi portföyünde, Çevresel ve Sosyal Kredi Politikaları kapsamında, içinde Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme Modeli (ÇSEDM) de olan Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme Süreci (ÇSEDS)’ni uygulamaktadır.

Garanti BBVA finanse ettiği projelerin yasaların ve Banka’nın politikalarının gerektirdiği sosyal ve çevresel standartları karşılamasını, proje sahibi/sahiplerinin risk değerlendirmesi yapmasını, gerekirse öngörülen önlemleri almasını ve etkin iç denetim sistemlerine sahip olmasını gözetmektedir. Garanti BBVA, müşterileri tarafından çevresel ve sosyal aksiyon planlarının uygulanmasını sağlamak adına 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla 26, 22, 28 ve 37 adet saha ziyareti gerçekleştirmiştir. 

ÇSEDS kapsamındaki 2019 yılı hedeflerimiz:

  • Minimum 20 saha ziyareti gerçekleştirilmesi ve
  • Risk Değerlendirme Sistemi kapsamının genişletilerek tüm protföyün kapsama dahil edilmesi (Pilot süreç).

Garanti BBVA, ÇSEDS’ni dış paydaşlarına çeşitli platformlarda anlatarak, finansal olmayan bu riskler konusunda gerek reel sektörün, gerekse finans sektörünün bilgi ve farkındalık düzeyinin artmasına katkıda bulunmaktadır. Bu kapsamdaki bazı örnekler aşağıdaki gibidir:

  • 2013 yılında Garanti BBVA, müşterileri ve Türk bankacılık sektörü ile sürdürülebilirlik çalıştayları düzenlemeye başlamıştır. İlk çalıştay, Garanti BBVA'nın çevresel ve sosyal risk yönetimi sürecini Türk bankalarına ve reel sektör şirketlerine detaylı olarak sunduğu 2013 yılının Mart ayında gerçekleştirildi.
  • 2015 yılı Mayıs ayında Garanti BBVA, Çevresel ve Sosyal Risk Yönetimi konusunda Boğaziçi Üniversitesi ile birlikte ikinci bir çalıştay gerçekleştirmiştir. Çalıştayda, projelerin çevresel ve sosyal risk yönetimi konusunda Banka yaklaşımı ve bu konudaki ulusal ve uluslararası en iyi uygulamalar sunulmuştur. Çalıştayda, Garanti BBVA Bankası'nın yanı sıra EBRD’den bir temsilci, sorumlu yatırım konusunda tecrübe sahibi bir uzman ve iki adet uluslararası danışman firma uzmanları da sunum yaparak bilgi ve deneyimlerini paylaşmıştır.
  • 2016 yılı Aralık ayında Garanti BBVA, çevresel ve sosyal risk yönetim sistemlerinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, CDP ve uluslararası danışmanlık şirketlerinin deneyimlerini sundukları 3. Sürdürülebilirlik ve Risk Yönetimi Çalıştayı'na ev sahipliği yaptı.
  • 2017 yılı Eylül ayında Garanti BBVA, enerji ve altyapı sektörlerinden kurumsal müşterilerin, TCFD (Finansal İstikrar Kurulu'nun İklim ile Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü) tavsiyeleri ve karbon fiyatlandırması gibi yeni dönem sürdürülebilir iş başlıkları hakkında bilgilendirildiği 4. Sürdürülebilirlik ve Risk Yönetimi Çalıştayı'na ev sahipliği yapmıştır.
  • 2018 yılı Nisan ayında Garanti BBVA, REC Türkiye’nin Boğaziçi Yaşamboyu Eğitim Merkezi işbirliği ile düzenlediği Kurumsal Sürdürülebilirlik Sertifikasyonu Programı kapsamında ‘Finansta Sürdürülebilirlik’ konulu bir eğitim vermiştir.

Garanti BBVA 2015 yılında, EBRD tarafından finansal kurumlara verilen eğitimlerde, etkili sürdürülebilirlik politikası ve Çevresel ve Sosyal Risk Yönetimi konusundaki uygulamaları açısından, en iyi uygulama örnekleri arasında gösterilmiştir.

Aynı zamanda Garanti BBVA, Birleşmiş Milletler kuruluşları olan BMKİS, BMİDÇS ve BMÇP tarafından hazırlanmış olan iklim değişikliği adaptasyonuna yönelik “The Business Case for Responsible Corporate Adaptation: Strengthening Private Sector and Community Resilience” adlı raporda, su risklerinin önlenmesi ve finansal sürdürülebilirliğin sağlanması için politikaların uygulanması konusunda örnek olarak gösterilmiştir. Garanti BBVA, bu raporda örnek gösterilen Türkiye'den tek şirket ve dünyada ise yalnızca 2 bankadan biri olmuştur.

 

Çevresel ve Sosyal Kredi Politikaları (ÇSKP)

Garanti BBVA, banka tarafından sağlanan kredilerin dolaylı etkilerini en aza indirmek amacıyla, Çevresel ve Sosyal Kredi Politikaları (ÇSKP)’nı geliştirip, ilk olarak 2011 yılında uygulamaya koymuştur. Bu politikalar, Garanti BBVA'nın kredilendirdiği faaliyetlere yönelik çevresel ve sosyal ilkeleri içermekte ve bu politikalar çerçevesinde “Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme Süreci” (ÇSEDS) yürütülmektedir. ÇSEDS kapsamında Garanti BBVA, finansman sağladığı projelerin, mevzuat kapsamında getirilen çevresel ve sosyal standartlara ve Banka’nın politikalarına uymasını, gerekiyorsa proje sahiplerince bir etki değerlendirmesi yaptırılmasını, değerlendirme sonucunda öngörülen potansiyel riskler için alınması gereken önlemlerin proje sahiplerince alınmasını ve proje sahiplerinin yeterli kontrol ve takip mekanizmalarını kurmuş olmalarını sağlamaktadır.

Bir Yönetim Kurulu Üyesinin başkanlığında Sürdürülebilirlik Komitesi’ne bağlı olarak çalışmalarını yürüten Ekibin, çevresel ve sosyal risk yönetimiyle ilgili sorumlulukları şunlardır:

  • Çevresel ve sosyal risk yönetimi politika, strateji ve uygulama ilkelerinin değerlendirilmesi;
  • Sert ve yumuşak kontroller vasıtasıyla risk yönetimi ilkelerinin Garanti BBVA ve iştirakleri genelinde yaygın biçimde benimsenmesinin sağlanması ve
  • Müşterilere ve diğer müdürlüklere çevresel ve sosyal risklerle bağlantılı önlemler konusunda teknik ve uygulama desteği verilmesi.

Garanti BBVA'nın Kurumsal ve Ticari Krediler Risk Yönetimi Birimi aynı zamanda ÇSEDS’nin etkin uygulanmasından da sorumludur. Bağımsız bir danışmanlık firmasının desteği ile tasarlanan ÇSEDS, yukarıda bahsedildiği gibi “Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme Modeli”’ni (ÇSEDM) de içermektedir.

Garanti BBVA'nın, Proje Finansmanı Birimi bünyesinde yer alan Sürdürülebilirlik Ekibi’nde ÇSY uzmanları çalışmaktadır. Bu sebeple, Garanti BBVA kendi bünyesindeki uzmanları ile, ÇSEDM kapsamına giren ve çevresel ve sosyal etkiler açısından yüksek riskli olarak sınıflandırılan projelerin takibini yapabiliyor, rutin izleme raporlarını gözden geçirerek onaylıyor ve saha ziyaretlerine katılıyor. Çevresel ve Sosyal (Ç&S) durum tespiti, kararlaştırılan çalışma kapsamı üzerinde bağımsız proje danışmanı tarafından yürütülmektedir. Ç&S durum tespit süreci, danışmanlar tarafından hazırlanan raporlar aracılığıyla tüm kredi verenler tarafından takip edilmektedir. Bu süreçte, kredi veren/kredi verenler konsorsiyumu ile danışman arasındaki iletişim, projenin kredi verenler temsilcisi tarafından sağlanmaktadır.

Garanti BBVA'nın, bankanın finansmanında yer aldığı projelerde çalışabilecek ve banka uzmanları tarafından onaylanmış çevre, sosyal, iş sağlığı ve güvenliği danışmanlığı firmalarının yer aldığı onaylı bağımsız danışman firma listesi bulunmaktadır. Projelerde, iş kapsamı hazırlanır ve onaylı firma listesinde yer alan en az üç bağımsız danışman firmadan teklifler toplanır. Tüm teklifler, bir takım seçim kriterleri (Örneğin; sektördeki tecrübeleri, önerilen proje ekibi, maliyet, bağımsızlık ilkesi vb. kriterler) dikkate alınarak değerlendirilir ve seçilen bağımsız danışman projeye atanır.

 

Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme Modeli (ÇSEDM)

Garanti BBVA'nın, 10 milyon ABD Doları değerinde yatırım tutarıyla yeni proje olarak tanımlanan yatırımlar için kredi taleplerini Banka’nın Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme Modeli’ne (ÇSEDM) tabi tutar. Bu iç model kullanılarak projeler; özelliklerine, büyüklüklerine, duyarlılıklarına, konumlarına ve olası çevresel ve sosyal (insan hakları dâhil) etkilerine göre kategorilere ayrılır ve derecelendirilir. ÇSEDM, Banka'nın çevresel ve sosyal risk yönetimi için kullandığı ana araçtır ve konuyla ilgili tüm çalışanlar için kullanılması zorunludur.

Banka’nın kararları, modele uygun olarak hesaplanan risk derecelendirmesine dayanmaktadır. Bu derecelendirme Garanti BBVA'nın:

  • Projelerin tüm çevresel ve sosyal etkilerini tespit edip ÇSEDM metotlarına göre sistematik bir şekilde değerlendirmesini sağlar.
  • Banka tarafından desteklenen projelerin çevresel ve sosyal açıdan sürdürülebilir olmasını sağlar.
  • Projenin her aşamasının ve Banka tarafından takip edilen süreç ve politikaların, tüm yasal düzenleme ve yönetmeliklerle uyumlu olmasını sağlar.
  • Proje sahibinin belirlenen olumsuz etkileri en aza indirmek için uygun önlemleri almasını sağlar.
  • Müşteriler (proje sahipleri) tarafından hazırlanan Çevresel ve Sosyal Aksiyon Planları’nı (ÇSAP) etkin bir şekilde takip ederek, Banka’nın ÇSKP’na uyumlarını izlemelerine ve geliştirmelerine olanak sağlar. Hazırlanan ÇSAP kredi sözleşmesinin ekinde yer alır.
  • Projelerin, Banka’nın İnsan Hakları Taahhütü ile uyumlu olmasını sağlar.

Projenin, Banka'nın ÇSKP’na ve uluslararası finansal kurumlarının standartlarına uyumunu sağlamak için tamamlanması gereken aksiyonları içeren ÇSAP, bağımsız banka dışı uzmanlar tarafından hazırlanmaktadır. ÇSAP hazırlanmasında çalışan bağımsız banka dışı uzmanlar, teknik uzmanlıkları ve benzer proje deneyimleri dikkate alınarak, Garanti BBVA'nın ÇSY uzmanları tarafından onaylanmaktadır. Saha incelemesi ve rutin izleme raporları, kredi sözleşmesinin eki olan ÇSAP dikkate alınarak Banka’nın ÇSY uzmanları tarafından incelenir ve onaylanır.

 

Çevresel ve sosyal etki analizi, iş sağlığı ve güvenliği risk analizi tamamlanan ve potansiyel riskleri azaltıcı önlemler alınan saha sayısı yıllık olarak entegre raporda beyan edilmektedir. Bu veriler her yıl bağımsız bir danışman tarafından doğrulanmaktadır.

Aynı zamanda Garanti BBVA, çevresel ve sosyal kredi politikaları gereği, insan haklarını da kapsayan, çevresel, sosyal, iş sağlığı ve güvenliği kapsamındaki her konuda müşterileri tarafından alınan aksiyonlar ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden 10 tanesine katkı sağlıyor.

2015 ve 2016 yıllarında, ÇSEDS kapsamında aşağıdaki güncellemeler tamamlanmıştır:

  • ÇSEDS kapsamı için yatırım tutarı limiti 10 milyon ABD Doları olarak uygulanır.
  • Yurtdışındaki projelerin finansmanında da Garanti BBVA'nın ÇSEDS uygulanır. Eğer proje, Ekvator Prensipleri kapsamında belirlenen ve çevresel ve sosyal standartları yüksek olan bir ülkede yürütülüyor ise, bulunduğu ülkenin kanun ve yönetmelikleri, bunun dışında bir ülkede yürütülüyor ise uluslararası standartlar uygulanır.
  • Finanse edilen projenin sera gazı emisyonları 100.000 ton/yıl CO2 eşdeğeri sera gazı salım limitinden fazla ise, bankaya raporlama yapılır ve proje firmasının web sitesinde açıklanır.
  • Garanti BBVA İklim Değişikliği Eylem Planı kapsamında müşterilerinden ağaçlandırma planı talep edecektir.
  • Finansal danışmanlık verilen projeler de ÇSEDS’ ne dahildir.
  • Sektörel ilkeler güncellenmiştir.

BBVA Grubu üyesi olan Garanti BBVA, 2018 yılında BBVA tarafından açıklanmış olan çevresel ve sosyal durum değerlendirmesi Sektör Normlarını da benimsemektedir.

 

Dolaylı Su Ayak İzi Yönetimi

Finanse edilen projelerden kaynaklanan dolaylı su ayak izinin yönetilmesi için, su ve diğer doğal kaynakların tüketiminin azaltılmasına, çevresel etkilerin en aza indirgenmesine, geri dönüşüm uygulanmasına ve su kalitesinin olumsuz etkilenmemesine yönelik gerekli önlemlerin alınmasını talep, takip ve temin edilmektedir.

ÇSKP uyarınca, Garanti BBVA RAMSAR alanlarında olan proje ve faaliyetleri, parasal kısıtlamalar olmadan veya çevre ve sosyal etki değerlendirmesi yapılmaksızın finanse etmemektedir. Ayrıca, ÇSKP kapsamına dayanarak, finanse ettiği projelerin çevresel ve sosyal etkilerini incelemekte ve projenin olumlu etkilerinin en yüksek düzeye çıkarılmasına dikkat etmektedir. Bu nedenle, kredi süreçlerinde bu projelerin su kaynakları üzerindeki etkilerini dikkate almakta ve her bir sektöre belirlenen ilkelere göre su kullanımının ve su kalitesi üzerindeki etkilerin en düşük seviyeye indirilmesine, su kaynağı tüketimi etkinliğine ve yeniden kullanım / geri dönüşüme yönelik önlemlerin alınmasını talep etmektedir. Buna ek olarak, enerji ve su tasarrufunun dikkate alındığı projelere öncelik verilmektedir.

İklim değişikliğinin Türkiye’deki ana sonuçlarından biri, su döngüsündeki etkisi olacaktır. Örnek olarak, münferit bölgeler (sele yatkın ya da iklim değişikliği kaynaklı sert hava koşullarına maruz kalan) ve hassas ekonomik sektörler (düşük karbonlu iş modellerine geçişi zor olan veya tarım gibi dengeli hava koşullarına bağlı olanlar) ciddi gelir kayıpları yaşayabilir.

Bu kapsamda, yeni yatırımların finansmanında aşağıdaki kriterler değerlendirilmektedir:

  • Konum ve proje alanı seçimi: Uluslararası ve ulusal düzenlemeler ile koruma altına alınmış alanlarda (örn. RAMSAR alanları) bulunan projeler veya bu alanlara etkisi olan projeler finanse edilmemektedir. Ayrıca, proje konumu yerleşim alanlarına, hassas sulak alanlara, koruma altında bulunan alanlara ve benzer alanlara yakın ise projenin konumunun değiştirilmesi talep edilebilir.
  • Mevcut su özellikleri: İnşaat çalışmalarının başlamasından önce proje konumundaki suyun kalitesi ve özelliklerini ölçmek amacıyla çalışmalar talep edilir. Bu çalışmaların sonucundaki bulgulara göre proje etkisini önleyici ve/veya azaltıcı önemler uygulanır.
  • Yeraltı suları üzerindeki etki: Projelerin inşaat ve operasyon aşamalarındaki yer altı suları üzerindeki olumsuz etkileri değerlendirilmektedir. Herhangi bir olumsuz etkinin olması durumunda alternatif su kaynaklarının kullanımı değerlendirilir.
  • Yüzey suları üzerindeki etki: Hidroelektrik santral projelerinin inşaat ve operasyon aşamalarında akış hızı, drenaj ve debi değerlendirilir. Akış yönü ve akış hızında değişiklikler, su kaynağında hafriyat, dreçleme, ve akış yönünün muhtemel olumsuz etkilerine bağlı sediman toplanması gibi durumlarda önleyici tedbirlerin alınması talep edilir.
  • Su kalitesi: Atık sular arıtma tesislerinde arıtılmalıdır. Ayrıca arıtma sistemleri deşarj limitlerini sağlamalıdır.

Her sektörün su kaynakları üzerinde tüketim ve kalite bakımından değişen etkileri bulunmaktadır. Dolayısıyla, Garanti BBVA Sektörel Prensipleri’nde belirli hükümler oluşturmuştur ve proje etkilerini bu prensiplere göre takip etmekte ve yönetmektedir. Sektörel Prensipler’e birkaç örnek takip eden bölümde verilmektedir.

 

Hidroelektrik Santral Projeleri

  • Doğal su kaynağı ve çevresel su akışı, hidroelektrik santral projelerindeki en kritik konulardan biri olarak görülmektedir. Garanti BBVA havza su haklarının gözetilmesine ve havza ekosisteminin muhafaza edilmesi ve akarsu hidrolojisinin korunması için yeterli çevresel su akışının sağlanmasına önem vermektedir. Su miktarının, mevzuat gereklerini ve ilgili kurumlarca yapılan belirlemeleri en az birebir karşılamak koşuluyla, Ekosistem Değerlendirme Raporu da dikkate alınarak ilgili teknik uzmanlar tarafından, proje yerine özel olarak belirlenmiş olması esastır. Buna ek olarak, bu çalışmaların sonucuna göre projenin teknik tasarımının değiştirilmesi istenebilir. Operasyon aşamasında su miktarları ve nehir habitatına etkiler periyodik olarak izlenmektedir.
  • Projelerde akış hızı, drenaj ve debi değerlendirilir. Akış yönü ve akış hızında değişiklikler, su kaynağında hafriyat yapılması, dip taraması ve akış yönünün muhtemel olumsuz etkilerine bağlı sediman toplanması gibi durumlarda, önleyici tedbirlerin alınması talep edilir.

Termik Santral Projeleri

  • Soğutma ve proses suyunun deşarjı bu tür projeler için en kritik konulardan biridir. Dolayısıyla, Garanti BBVA özellikle kıyı bölgelerdeki projeler için, termal deşarj etkisi konusunda modelleme ve/veya kümülatif etki çalışmaları talep etmektedir.
  • Buna ek olarak inşaat ve operasyon aşamalarındaki su tüketiminin ekosistem üzerindeki etkilerinin en düşük seviyeye indirilmesi önem taşımaktadır. Garanti BBVA su temini konusunda alternatif yöntemler talep etmektedir.

Jeotermal Enerji Santrali Projeleri

  • Yeraltı sularının dengesini ve doğal hayatı korumak amacıyla, jeotermal projelerde %100 re-enjeksiyon yapılması gerekmektedir. Ancak proseste, re-enjeksiyon nedeniyle yeraltı sularının kirlenmesini engelleyecek tüm gerekli önlemler alınmalıdır.

Ulaşım / Altyapı Projeleri

  • Sucul/Denizel ekosisteme etkilerin değerlendirilmiş olması, bu değerlendirmelerin Önlem ve İzleme Planı’nda yer alması gereklidir.
  • Liman/kıyı yapılarında oşinografik ve hidrografik raporların hazırlanmış olması, dolgu yapısı ve/veya dip taraması yapılacak ise etkilerinin değerlendirilmiş olması gereklidir.
  • Denizde yaşanabilecek çevresel kaza / sızıntı gibi durumlar için, Acil Müdahale Eylem Planı’nın hazırlanması, söz konusu durumlarda kirletici maddelerin denizde yayılmasını önleyici bariyer, köpük vb. sistemlerin sahalarda hazır bulundurulması esastır.

Madencilik Projeleri

  • Su yönetimi stratejilerine öncelik verilmektedir. Projelerin su gerekliliklerine ilişkin azaltıcı tedbirlerin yanında, geri dönüşüm ve yeniden kullanım stratejileri de değerlendirilmektedir. Maden projelerinde talep edilen Su Yönetimi Planı’yla asit kaya drenajının önlenmesi sağlanmalıdır.

Diğer Projeler

  • Endüstriyel projelerde endüstriyel atık su deşarjı konusunda yönetim planları gereklidir. Arıtma tesislerinde Mevcut En İyi Teknikler (BAT) tercih edilmelidir. Etkili kullanım, geri dönüşüm ve yeniden kullanımı gözeten projelere öncelik verilmektedir.